← Bizden Haberler

Nasıl Öğrenen Bir Organizasyon Olabilirsiniz?

Device Peki ya sağlık? Hepimiz onun en büyük zenginlik olduğu konusunda sanırım ortak noktada birleşiriz. Herhangi bir alanda zengin olmak, elindeki zenginliklerin farkına varmak ve bu zenginliği korumak oldukça büyük çabalar gerektiriyor. Ama şimdi gelin en popüler zenginlik olan maddi anlamdaki zenginliği biraz daha yoğuralım.

Bazı kavramları hamur gibi yoğurup dilediğimiz gibi yorumlayabiliyoruz. Ben de buna bayılıyorum. Şimdi gelin son zamanlarda oldukça fazla önem verilen kavramlardan birisini yoğuralım; zenginlik. İlk bakışta yalnızca maddesel varlık veya parayla ilişkili bir şey gibi düşünüyoruz değil mi? Oysa zenginliğin de birçok çeşidi var: Zaman zenginliği, dost zenginliği, fikir zenginliği, ruhsal zenginlik, bilgi zenginliği vb. örnekleri çoğaltabiliriz.

Nasıl zenginleşebilirim sorusunun yanıtını arayan kişiler cesaretle oluşturdukları planlarını eyleme geçirirler. Zengin olma isteğinin inanılmaz motive edici bir gücü vardır. Özellikle bizim piyasadan örnek vermek istiyorum. Zengin olmak için girişimci olunur, en kolayı da internet girişimciliğidir. Sermayesi çok azdır, fikre dayanır. Tutarsa bir anda malı götürürsünüz çünkü :), hatta uyurken de para kazanırsınız. E ne de olsa adamlar Google’ı garajda kurdu, yılda 10 milyar doları götürüyorlar, ben neden yapamayayım ki. Kurumsal yaşama bakarsak, orada mal kariyer ile götürülür, daha yavaş adım atılır, risk ve heyecan daha azdır, mutsuzluk oranı biraz yüksektir. Hadi buna söylenme diyelim mutsuzluk abartılı bir yargılama olabilir. Zenginlik için başka türlü rüşvet, yolsuzluk vb. malı götürme yöntemleri de var biliyorsunuz bunlar da oldukça popüler.

Sonuç olarak istemenin sonu yok… Hatta şimdi çocukların (benimkiler, sizi bilmem) gelişimine bakıyorum da, salt bu gözlemle bile ünlü bir sözü doğruluyorum. İnsan demek istek demek (miş :)).

Maddi anlamdaki zenginliğe ulaştıkça, eriştiğimiz yüksek yaşam standartlarına alışıyoruz. Bu durum günlük yaşamımız haline geliyor ve lüks artık doğal bir ihtiyaç halini alıyor. Hepimiz insanız, alışı veriyoruz. Yine benim veletlere bakarsak; evde bir adet PSP var, haftalarca dokunulmaz, birinin aklına gelir eline alır oynar, diğeri de oynamak ister, bekleyemez ve gelir ikinci bir PSP yi rahatça ister :).

Evet, çünkü bu bizim genlerimizde var. Refah düzeyimizi ‘neye, ne kadar’ sahip olduğumuzla değil, başkalarına kıyasla neye sahip olduğumuza ölçüyoruz. Ve bunun da sonu yok! Ve bence bu bir hastalık. Sürekli daha fazlası için çabalıyoruz, daha fazlasını istiyoruz. 2 bin lira geliri olan bunu 5 bin, sonra da 10 bin TL yapmak istiyor. Aynı ölçüde 1 milyon TL’si olan bunu 2 milyon TL yapmak istiyor. Böyle de sürüp gidiyor… Peki işleri büyütmeyecek ve kariyer yapmayacak mıyız diye sorabilirsiniz. Tabii ki yapacağız ama toplumsal yarar, sevgi, sürdürülebilirlik vb. kavramları hayatımıza sokacağız, salt para ve zenginlik için işleri büyütmeyeceğiz veya Audi’ye binmek için kariyer yapmayacağız.

En önemlisi de sahip olduklarımızın değerini bileceğiz… Son okuduğum araştırmalardan birisinde insanların genellikle sahip oldukları değerlerden çok sahip olamadıklarından söz ettiklerinden söz ediliyordu. Yani bardağın dolu kısmı ile mutlu olmaktansa, boş kısmı için söyleniyoruz. Oysa sahip olduğumuz onca güzel şey var değil mi?

Hadi şimdi şöyle bir duralım. Sahip olduklarımızın listesini yapalım ve şükredelim. Önce sahip olduğumuz şeyleri ikiye ayıralım.

Varlıklarım

1.Manevi

  • Beni sevenler (ailem, dostlarım, sosyal çevrem, vb.)
  • Kendimle ilgili (bedensel sağlığım, ruh sağlığım, değerlerim, diplomalarım, yeteneklerim, özgüvenim…)
  • Değerlerim (sevgi, bilgi, çalışma, güven, liderlik, vb.)

2. Maddi

  • Finansal (nakit, hisse senedi, tasarruf vb.)
  • Fiziksel (ev, araba, motosiklet, kitap, bilgisayar…)


Erich Fromm ’dan bir alıntı;

“Mala, mülke, şöhrete, insana, bilgiye ‘sahip olmak’ demek, onları ele geçirmek, kendine mal etmek, onlara egemen olmak ve dilediğince kullanmak anlamına gelir. Ama bu maddesel sahip oluşların sonu yoktur. İnsan hiçbir zaman yeterince şeye sahip olamayacaktır. Çünkü maddesel olan, elle tutulan aldatıcı ve geçicidir. Bu nedenle ‘sahip olmak’ tutkusundaki insanlar hep kendilerinden fazla şeye sahip olanları kıskanacak, az şeye sahip olanlardan ise, kendi mallarına göz dikecekleri endişesiyle korkacaklardır.”

Haydi, siz de manevi varlıklarınızı, hiç vazgeçemeyeceğiniz, sizi siz yapan o güzellikleri sıralayın. Üstelik manevi varlıklarınız, maddi varlıklara ulaşmanıza da yardımcı olur, sizce de öyle değil mi?

Sevgi ve saygılarımla…



Bu sayfayı paylaş